Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sayın Davutoğlu, koltuğunu Mursi’ye kaptırmış gibi bir hal içerisinde dönüp dururken; Tayyib Bey de bunu bir görev değişimi gibi görüyor sanki... Artık Ortadoğunun “One minute” atılımcısı, Mısır Cumhurbaşkanı Mursi gibi gözüküyor. Bu durumda genişletilmiş bir proje ve Türkiye Cumhuriyetine yeni bir iş verilmiş gibi geliyor.
Tayyib Erdoğan’ın salı günü konuşmasına mealen bakıldığında birkaç kuşu aynı anda vuruyordu. Tarihte gerçektende acı bir vakıa olan BORALTAN köprüsü vakıasını ilk kez Ortaokulda edebiyat hocamdan duymuştum. Olayın şiirini okuyunca gözlerim dolmuştu. Azeri kardeşlerinin köprünün daha ortasına gelmeden vurulmasını seyreden ağlayarak seyreden Türk askerlerin birinin dilinden… Azeri askerlerin, “Bizi siz öldürün, Ruslara veremeyin!” sözleri karşısında 146 Azerbaycanlı canın Milli şef tarafından Staline verilme olayını…
1944 ve ülkemizde Rusya hayranı bir yönetim var. Dünya, savaştan yeni çıkmış ve Almanya müttefikleri yenilmiş. Türkiye, savaşa girmemiş ama birinci cihan harbi müttefikimiz Almanya ekolü orduya hâkim durumda. İsmet İnönü ise Rusya’yı haz etmektedir. BORALTAN köprüsü ve benzeri olaylar ise Anadolu’da milliyetciliği körükleyecektir. Kominizim tehdidi ve işgaline karşı, yavaş yavaş doğal bir halk hareketi başlayıp Menderes dönemi başlayacaktır…
Ülkemize sığınmış 90 bin civarında Suriye’li mülteci kardeşimiz var. Bu sayıdan silahlı muhaliflerin aktif askeri birliklerini çıkarsak da yine sayı 90 bin’e yuvarlanabilir. CHP’nin Apaydın kampı üzerinden başlayan ve Hatay civarında kamuoyuna düşen bazı olayların endişesiyle ya da siyasi reflekslerle diyebileceğiniz geliştirdiği bir Suriye söylemi var. Buna karşın Tayyib Bey, hem Suriye olayına sahip çıkıyor hem CHP’yi onikiden vuruyor. Ayrıca yakın zamanda gideceği Azerbaycan gezisinden önce Azerbaycan’daki milliyetçi halka eskiden gelen bir ayıbımızı hatırlatarak “Biz bu değiliz ve Milletimize sahip çıkarız.” mesajı veriyor. Peki nasıl? Kabaca ele alırsak, diyor ki: “CHP’nin zihniyeti bozuk, onların geçmişinde kendilerine sığınan 146 Azerbaycanlı kardeşimizi bile bile ölüme yollamak var. Biz, bize sığınanlara sırtımızı dönmeyiz.”
İşte CHP’ye vurulacaksa, buradan vurulması aslında kendini kötülemesidir. Bu olay bizim tarihimizin bir ayıbıdır. Sorumluysak; başta devlet ve devleti şimdi yönetenlerle beraber herkes sorumludur. İkincisi bunu diyen dudakların sahibi, bu suçu bizzat işlemişse, bu söylemin tarafından kasıtlı kullanıldığını düşünmek gerekir. Bu ülkede, Ruslara verilen Çeçen komutanlar olmuştur. STK baskısı ile verilmeyenlerin Rus istihbaratı tarafından infazına göz yumulmuştur. Uygurlar ve Özbekler, Çin’e peşkeş çekilmiştir. Kış ortasında sınırımıza geçen çocuklu kadınlı mültecilerin dağ başına bırakılmış, deniz ortasında imdat çağrısı yapanların bilinçli şekilde karaya yaklaştırılmamış, karadan kaçanlara denizde batacaklarını bile bile engel olunmamıştır… Kısacası bize güvenen ve sığınanlara son on yılda sırt daima sırt dönülmüştür.
Şimdi çık sen, 1944 şartlarının Türkiye’sinde yaşanan bir olayı karalama olarak kullan. Aslında söylemlerden anlaşılan Rasmussen’in Bakü, Tiflis ve Erivan gezileri sonrasında Tayyib Bey’in Bakü, Kırım, Kiev ve de Bosna Hersek gezileri ortak gaye kokusu vermektedir.
Mursi’nin yeni görevinden sonra bu gezilerin, Türkiye’nin, yeni kuzey görev proğramı gezileri olma ihtimali ne kadardır bilmiyorum. Gezi coğrafyası Bakü’yü son bir yılda üst tutmuş (!)İsrail’lilerin, ardı sıra koştukları iş, İran’ın içerisinde ciddi bir ırkçı fitne oluşturmaktır. Bu şekilde İran’ı kendi derdi ile meşgul edip Ortadoğu’da Siyonist İsrail yayılımcılığının yeniden sınır ötesi hale taşınmasını arzulamaktadırlar.
Bu vesile ile sınırların değişme olasılığında büyük Türk dünyası söylemleri de artık yeniden konuşulacak.(?)
Bu arada çuvalcı CIA başkanı Petreaus İstanbul’dan sonra Telaviv’e geçti. Oradan da Mısır gibi başka yerlere geçecek… Çuvalcının ülkemizde yaptığı hiçbir görüşme basına yansımadı ve bilgi verilmedi. O tarihlere denk düşen ve 28 Şubatı andıran “İran’lı Ajan” tiyatrosunun genişletilmiş sahne oyunu gündeme oturtulmuştur. Bu şekilde ardı sıra düşürülen gündemlerle basın, vazifesini yerine getirmesi madalyayı hak etmiştir. Dün kartel medya, bugün muhafazakâr medya, yarın ise başka medya var. Sahneler ve kullanılan cümleler ise hep aynı…
Ülkemizde korku politikaları, eskiden dinci İran diye kemalist medya da LAİKLERİ ayaklandırmak için kullanılırken, şimdi muhafazakar medya aracılığı ile “terörü destekleyen İran ismi” ile MİLLİYETÇİLERİ ayağa kaldırmak için kullanılmaktadır. Temmuzun 22’sinde “İran kandili bombalıyor” manşeti atan haber sitelerinin, 31 Temmuz Davutoğlu’nun, diplomasi yoksunu Erbil ve Kerkük gezisinde ise dil değiştirmeleri, o kadar açık ortadadır.
Evet, milliyetçi dalga ile vurulmak istenen İslam dünyasında, biri biri ile savaşmamış Türk dünyasını, biri biri ile savaştırma çabası var gibi…
Mursi, yakın zamanda Ortadoğu’da kendi ırkdaşları ile anlaşacak kahramalığa ulaştırılır. Öyle ki İran gezisi bile mezrasından çıkarılıp onun kahramanlığı ile bitirildi. Suriyeli sığınmacılar içinde öğretmen ve diğer yardımlar talep edilirse; yardım yapacağını ilan etti. Anlaşılan birçok alanda durumu iyileştirilir; bakınsana yaş haddinden askerleri alıyor görevden…
Tabi benim duam oyun kuranların oyunu inşallah başlarına geçer. Mursi de onları yanıltır ve duruşunu ortaya koyar. Aynı şekilde Tayyib de bölgede artık kan dursun kuzeye sıçratılmak istenen kana engel olunmalıdır desin. Yine eğer çuvalcı Petreaus İsrail’li yetkilileri Bakü’de Tayyib’le buluşturursa; bize de dua edip beklemek vacip olacaktır.
Allah, sonumuzu hayır eyleye, kardeş kanı döktürecek politikalardan uzak durmamıza yardım ede, liderlerimize siyonizm ve şeytana karşı feraset ve cesaret vere, halklarımıza siyonist ve politikacıların menfi tahriklerine karşı uyanma bilinci ile beraber sağlam bir kardeşlik bağı nasip ede…
Uzeyir YİĞİT